Sanal gerçeklik, düşlerin sınırlarını zorluyor.
|
|
Gelecekte sanal dünya araçları, insan zekâsına, sezgisine ve mantığına yaklaşarak, hayatımızın merkezine interneti koyduğumuz ve algısal değer olarak çok daha fazla ön planda tutacağımız bir dünya olacak.
21 Kasım 2008 günü dünyaca ünlü Gelecek Tasarımcısı Jacque Fresco’nun onur konuğu olduğu İstanbul’daki “Fütüristler Zirvesi”nin tasarımcısı Ufuk Tarhan’a teşekkür ediyorum. Kendisi, kurumların, küçülme planları yapmaya, insanların hayallerini ertelemeye, hatta hayal kurmamaya çalıştıkları bu ortamda, geleceği şekillendiren düşünceleriyle “Gelecek tasarımcılarını İstanbul’da buluşturdu”.
|
Zirvede konuşulanların olabileceğini, teknolojinin kısa zamandaki gelişimini göz önüne alınca, bunların imkânsız şeyler olmadığını siz de göreceksiniz.
1984 yılında Ankara’da Fen Fakültesinde bilgisayar programlama dersi aldığım yıllarda, program kodlarını kartlara yazarak, onları ODTÜ’ye göndererek, delikli kartlara işlenerek programın doğruluğu kontrol edilmiş olurdu. Aynı yıl Ankara’nın önemli yerlerinde bulunan panolarda “Bu sene fuarda sizi bilgisayarla tanıştıracağız!” ilanları vardı.
Birkaç arkadaş dersi asarak, uzun kuyrukların oluştuğu fuara gittik. Fuarı birkaç kez dolaşmamıza rağmen neye benzediğini bilmediğimiz bilgisayarı göremedik. Sonunda fuar görevlisine sorduk. Fuar görevlisi, ekranında uzay mekiği fotoğrafı olan TV ekranını gösterdi. Çağa damgasını vuracak alet böyle olamaz diye düşündük ve kandırıldığımıza inanarak okula döndük.
1994 yılında internet ile tanıştım. Web 1.0 ile yapılmış broşür tarzı internet siteleri yaşantımıza girdi. Bu siteler, tamamen şirketlerin kontrolünde ve bizse sadece izleyici durumundaydık.
2004 yılında web 2.0 ile tanışmaya başladık, internet kullanıcıları da sitelere yorum yazarak katkıda bulunmaya başladılar. Sonra blog siteleri, Youtube, Facebook, Twitter, Second Life, Wikipedia vb. gibi tamamına yakınını internet kullanıcılarının oluşturduğu web 2.0 uygulamaları oluşmaya başladı. 2007 yılında Türkiye’de Facebook çılgınlığı yaşandı ve onu en çok kullanan ülkeler arasında dünya dördüncülüğünü elde ettik. Binlerce kişi blog (internet günlüğü) yazmaya başladı.
Web 3.0, yüksek hıza sahip internet sayesinde “sezgi sahibi yapay zeka” uygulamalarından yararlanarak, “semantik” teknolojisi ile bu veri tabanına ulaşıyor ve doğrudan araştırdığınız konuya yönleniyorsunuz. Semantik kavramı, internet üzerindeki bilgileri birbirleriyle ilişkilendiren ve bunları insanlarla bağdaştıran otomasyon sistemleriyle kolayca anlaşılabilen bir ağın takma adıdır.
Web 3.0 ile internet artık robot gibi değil bir insan gibi davranacak. Kişisel sorular sorarak aradığımızı bulabileceğiz.
Birkaç örnek verecek olursak;
Başka bir şehre seyahat etmeyi düşündüğünüzde, internet sizin istediğiniz fiyat, zaman, araç gibi unsurları göz önüne alarak araştırma yaparak bileti alıyor. Hatta şehirde seyir anında elinizde bulunan mobil cihazla, geçtiğiniz bölgede sizin ilgilendiğiniz eserler ile ilgili müze olduğunda da sizin boş zamanınızı hesaba katarak, müzeyi ziyaret edebilmeniz ile ilgili araştırmaları (müze açık saatleri, sergiyi en rahat dolaşabileceğiniz zamanlar, maliyeti vs.) yapıp size dönüyor.
Şu ortamda bunların hepsini siz yapıyorsunuz ve doğru bilgiye ulaşmak için çok zaman harcıyorsunuz. Günlük yaşamın yorgunluğundan ve stresinden, yapılacakların zorluğundan sosyal yaşama yönelik plânlardan vazgeçiliyor.
Koşu yapan bir kişiyi düşünürsek, üzerinde bulunan bilgisayar çipleri, hastaneyle iletişim halinde ve devamlı bilgi alışverişi yapıyor. Örneğin, kalp atışlarını ölçen bir cihazın koşan kişiye takılı olduğunu düşünürsek, koşu parkurunda bulunan bir yokuşta, kalp atışlarında anormal değişiklik olması durumunda, koşulan an, yüzeyin eğimi, kalp atışı bilgileri, hastanenin bilgisayarına otomatik olarak iletiliyor ve acil durumda kişinin doktoruna bilgiler ile birlikte mesaj geçiliyor.
Son yıllarda internet, bilgi çöplüğüne dönüşmüş durumda, bilgilerin doğruluğu ve güvenirliği açısından ciddi endişe taşınıyor. Bazen istenilen bilgiye ulaşmak, saman yığınında iğne aramaya benziyor. İşte web 3.0, bilgi derleyip toplayarak bizim istediğimiz bilgiyi, bize sunacak bir yapıya teşvik ediyor.
WEB 3.0 BİZE NE SUNACAK?
Gen haritamıza bakarak hastalık eşiğimize uygun beslenme ihtiyaçlarını bize sunacak.
Buzdolabı, ajandamızla iletişime girerek, alış-veriş uygulamaları ile bağlantıya geçerek uygun miktarda ve uygun yiyecekleri sipariş verecek.
Toplantı organizasyonları, insanların ajandalarını kontrol ederek en uygun zamanları önerecek.
Televizyon beğenilerimize uygun programları bize sunacak, seyretmeye zaman ayıramadığımız programları yedekleyecek veya mobil imkânlarla bize sunacak.
Yabancı dil bilmeden karşıdaki insanlarla otomatik çevirme yöntemiyle yüz yüze konuşulacak.
İnsancıl aramalarla, bir sanatçının üzerindeki çanta ve kıyafetleri ile ilgili araştırma yapıp, bize getirecek.
Mantıksal arama yöntemiyle, arama motorlarına aradığımız şey konusunda sesli ipuçları vereceğiz ve onlar bize istenilenleri getirecekler.
WEB 4.0
Bilgisayar teknolojisinde baş döndürücü gelişmeler olmasına rağmen, insanın beynindeki hücre sayısı ve çalışma şekline henüz yaklaşılmış değil. Bu konudaki çalışmalarda 2015–2025’li yıllarda önemli gelişmelerin olacağı varsayılıyor. Doğal dil işleme, ses tanıma, diller arası tercüme, akıllı video ve resim işleme gibi üniteler gelişmektedir.
O zaman sanal dünya araçları, insan zekâsına, sezgisine ve mantığına yaklaşmış olacaktır. Gerçek dünya ile inanılmaz kesişmeler yaşayacak olan web 4.0,hayatımızın merkezine interneti koyduğumuz ve algısal değer olarak çok daha fazla ön planda tutacağımız bir dünya olacak.
|